?>

Şikâyet kutuma gelen birkaç önemli sorun...

Recep Kavuş

5 saat önce

Bir haftadır gerek yüz yüze görüşmelerde gerekse şikâyet kutuma mesaj olarak gelen istek ve şikâyetlerden önemli bulduğum birkaçını paylaşmak istiyorum.
Vatandaş bize ulaşıyor ve "Siz gazetecisiniz, yazın." diyor. Kalemimizden medet umuyorlar. Sanıyorlar ki biz yazınca her şey çözülecek. Açık konuşmak gerekirse, yazmanın her zaman çözüm ürettiğinden biz de emin değiliz. Ama işimiz vatandaşın sesine kulak vermek. İnsan derdini anlatıyor, biz de duyurmaya çalışıyoruz.
Son bir hafta içerisinde bana ulaşan şikâyetlerin başında hastaneler geldi.

Faysal Türe, ağır engelli bir hasta. Akşam saatlerinde İluh Devlet Hastanesi'ne serum taktırmak için gidiyor. Hemşire, birkaç denemeye rağmen anjiyokati takamıyor. Hastanın eli yara bere içinde kalıyor ve hastaneden bu şekilde ayrılıyor.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Serum takmak gibi temel bir işlemde bile başarısız olunuyorsa, burada ciddi bir eğitim ya da denetim sorunu yok mudur?
Bir diğer olay daha da ağır.
Yusuf Yiğit, kanser tedavisi gören bir hasta. Baygın hâlde, sabahın altısında battaniyeye sarılarak Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne götürülüyor. Kendisine yalnızca oksijen veriliyor ve yoğun bakımda yer olmadığı söylenerek sedyede, onca hasta arasında saat 13.00'e kadar bekletiliyor.

Bu süreçte yakınları benden de yardım istedi. Birkaç yeri aramama rağmen çözüm bulamadık. Ailenin yoğun tepkileri sonucu hasta, öğleden sonra özel bir hastaneye sevk edildi. Ağır hasta Yusuf Yiğit, gece yarısına doğru yaşamını yitirdi.

Yusuf Yiğit'in ailesi gibi birçok aile, acilde görev yapan bazı doktorların ağır hastalara karşı yeterince ilgi göstermediğini ve kolaylaştırıcı davranmadığını söylüyor.
Bir başka şikâyet ise psikolojik destek almak isteyen bir vatandaştan geldi.

Korku, panik ve aşırı duygusallık nedeniyle psikoloğa giden K.A., muayene sırasında yaşadığı diyaloğu anlattı. Rahatsızlığını ifade ederken doktorun son derece hızlı ve ilgisiz konuştuğunu, ardından da "Ne yani, bunlar için gidip kendini yüksek bir binadan mı atacaksın?" dediğini aktardı.

Psikolojik destek almak için gelen bir hastaya söylenebilecek en yanlış cümlelerden biri budur. Orada amaç hastayı yargılamak değil; anlamak, rahatlatmak ve iyileşmesine katkı sunmaktır. Moral vermesi gereken bir uzmanın, tam tersine hastanın moralini bozması kabul edilemez.
Elbette sorunlar yalnızca sağlıkla sınırlı değil.

Bazı vatandaşlar, çöp aktarma istasyonunun bulunduğu yerden rahatsız. Doğrudur, böyle bir istasyona ihtiyaç vardı ve bir yerde kurulması gerekiyordu. Ancak burada önemli olan, transfer sürecinin hızlı yürütülmesi ve çevreyi rahatsız edecek koku, görüntü ve kirliliğin minimuma indirilmesidir.

Bir başka önemli şikâyet de şehir içinde gelişigüzel park eden ağır tonajlı araçlar hakkında.
Özellikle petrol ve akaryakıt taşıyan büyük araçların şehir merkezinde park etmesi son derece tehlikelidir. Bu durum, olası bir kazada ciddi sonuçlar doğurabilir. Yetkililerin bu konuda daha sıkı denetim yapması gerekiyor.
Her gün okurlarımızdan farklı şikâyetler ve öneriler geliyor. Herkesin kendine göre haklı bir derdi var.
Hepsini yazsak köşemiz adeta bir dilek ve şikâyet kutusuna döner.

Yazmasak, bu kez "Siz de sorunlara duyarsızsınız, yazmaktan korkuyorsunuz." eleştirisi geliyor.

Bu yüzden elimizden geldiğince vatandaşın sesini duyurmaya çalışıyoruz.

Biz yazarız, kamuoyu duyar.

Ama gereğini yapmak, çözüm üretmek ve sorumluluk almak ilgili kurumların görevidir.

Kamuda, özel sektörde ya da hizmet verilen herhangi bir alanda herkes yaptığı işi ciddiyetle ve büyük bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmek zorundadır. Çünkü bazen basit gibi görünen bir ihmal, telafisi mümkün olmayan büyük acılara yol açabiliyor.

Bir kere hiç kimse bulunduğu makama, oturduğu koltuğa hayır yapmak için gelmiyor. Kimse işgal ettiği makamı gönüllülük esasıyla da yapmıyor. Herkes talip olduğu göreve büyük bir istek ve arzuyla, belli bir maaş, yetki ve sorumluluk karşılığında geliyor. Hâl böyleyken hizmette kusur etmemek, vatandaşa karşı duyarlı olmak bir lütuf ya da minnet değil; doğrudan asli görevinin kendisidir.

Tekrar hatırlatmakta yarar var:

Görev, kimse için lütuf değildir.

Görev; özveri, ciddiyet, vicdan ve sorumluluk ister.

YAZARIN DİĞER YAZILARI