?>

Oxir bê… helal olsun Kadir Abê

Recep Kavuş

7 saat önce

Bir insanın kalbi nerede atıyorsa, aslında oralıdır.
Hiçbir zaman nereli olduğuna bakmadı insanlar. Çünkü Kadir İnanır'ın kalbi, Türkiye'nin her karış toprağında atıyordu.
O, ülkesini ve insanlarını; renk, dil, inanç ayrımı yapmadan sevdi. Gittiği her şehirde insanlarla öylesine hızlı kaynaşır, onların derdiyle dertlenir, sevinciyle sevinirdi ki sanırdınız orada doğmuş, orada büyümüş.

2015 yılında Batman'da düzenlenen 5. Yılmaz Güney Kürt Filmleri Festivali'ne onur konuğu olarak davet edildiğinde hiç tereddüt etmeden, "Seve seve gelirim." demişti.

Batman'a gelip Real Konak Otel'de konakladığında kendisini ziyaret etme fırsatım oldu. Otelin lobisinde oturuyordu. Etrafında, o gün tanıştığı onlarca insan vardı ama sanki yıllardır kardeşlik bağı kurmuş gibiydiler. Samimi, içten ve sıcak bir sohbetin merkezindeydi.
Kendisine gösterilen ilgi o kadar büyüktü ki ancak selamlaşacak kadar kısa bir diyalog kurabildim. Fakat hayranları ve dostlarıyla yaptığı sohbetleri dinledim. Ertesi gün Yılmaz Güney Sineması'nda yaptığı ve büyük alkış alan konuşmasını da dikkatle takip ettim.

Batman'da kendisiyle ilk karşılaşmamızda o onurlu duruşu, yüzündeki huzur ve mutluluk görülmeye değerdi.

Çünkü o; önyargılı, ötekileştirici ya da egosuna teslim olmuş biri değildi.

O, gerçek bir sanatçıydı.

Bir entelektüeldi.

Ve her şeyden önemlisi, bir barış sevdalısıydı.
Ölmeden önce bu ülkede gerçek barışı görmek istiyordu.

Bu hasretle aramızdan ayrıldı.

Biz Batmanlılar olarak onu yalnızca sevmedik; onu gerçek bir hemşerimiz olarak kabul ettik. Bu yüzden bugün gönül rahatlığıyla diyorum ki:
Seni bizden biri olarak, bir kardeş olarak gördük ve sevdik.

1949 yılında Ordu'da doğan Kadir İnanır, 1970'lerden itibaren güçlü duruşu, karizmatik oyunculuğu ve halktan yana canlandırdığı karakterlerle Türk sinemasında unutulmaz bir yer edindi.

Ancak onu star yapan sadece oyunculuğu değildi.
Sanat hayatı boyunca adaletin, emeğin, yoksulların ve ezilenlerin hikâyelerini anlattı. Sanatı sadece bir eğlence aracı olarak görmedi; toplumsal gerçeklerin aynası olarak değerlendirdi.

Barış mücadelesinde de hep cesur bir duruş sergiledi. Türkiye'de çatışmaların sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve demokratik çözüm yollarının konuşulması gerektiğini savundu. Şiddetin değil, diyaloğun çözüm olduğuna inandı.

Bu nedenle farklı kesimler arasında köprü kurmaya çalışan, barış dilini savunan en önemli sanatçılardan biri oldu.
Bir röportajında "büyük barış" mücadelesini şu sözlerle anlatmıştı:
"Bu dünyadan göçüp giderken, geri kalan ömrümü hiçbir şeye elini sürmeyen korkak biri olarak yaşamak istemem. Tam tersine, 'Helal olsun Kadir abiye' diyecekler; öyle öleceğim."

Ve gerçekten de öyle oldu.

Ardında onurlu bir yaşam bıraktı.

İnsanlar onun ardından tek bir cümlede birleşti:

Helal olsun Kadir abiye…

Magazin programlarında boy göstermedi. Paparazzilerin gündemi olmadı. O, popüler olmayı değil; saygın olmayı seçti. Bir aydın, gerçek bir sanatçı ve halkın vicdanı olarak gönüllerde yer etti.

Bugün seni, sevdiğin o samimiyet duygularıyla uğurlamak istiyorum.
Biraz senin sözlerinle, biraz da Kürtçe dilimizle:

Oxir bê… Helal olsun Kadir abê…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI