Batman artık eski Batman değil. Her geçen yıl büyüyen, gelişen ve yeni yerleşim alanları oluşturan bir kentten söz ediyoruz. Şehrin sınırları bugün Raman Dağı eteklerinden Bismil Ovası'na kadar uzanmış durumda. Görünen o ki yerleşim alanlarındaki bu büyüme, önümüzdeki yıllarda da hız kesmeden devam edecek.
1990'lı yıllarda güvenlik sorunları ve işsizlik nedeniyle hem göç veren hem de göç alan Batman, bugün yeniden yoğun bir göç hareketi yaşıyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşam maliyetlerinin ağırlaşmasıyla birlikte birçok Batmanlı doğduğu kente geri dönüyor. Bu dönüş, beraberinde ciddi bir konut ihtiyacını da ortaya çıkardı.
Şehrin gelişimi ve artan konut ihtiyacına baktığımızda tablo oldukça net. Hasankeyf yolu üzerinde başlayan yapılaşma, Akça (Tilmis) köyünü aşarak Binatlı'ya kadar ulaştı. Güneybatı yönünde ise Emekli TOKİ ve Karayün (Koğıka) köylerine kadar genişledi.
Aslında bugün bu bölgeler fiilen Batman'ın bir parçası hâline gelmiş durumda. Ulaşım hizmetlerini belediye veriyor. İçme suyu belediyeden geliyor. Kanalizasyon, temizlik, yeşil alan, yol, cadde ve diğer belediye hizmetleri de yine Batman Belediyesi tarafından yürütülüyor.
Ancak iş imar alanı ve idari sınıra gelince büyük bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bu bölgelerin imar planları, yapı ruhsatları, yapı denetimi ve kaçak yapılarla mücadele yetkisi hâlâ İl Özel İdaresi'nin sorumluluğunda bulunuyor.
Oysa belediye; teknik personeli, şehir plancıları, mimarları, mühendisleri ve yapı kontrol ekipleriyle bu görevleri yerine getirebilecek çok daha güçlü bir kurumsal yapıya sahip. Bir taraftan tüm altyapı yükünü ve hizmet sorumluluğunu belediye üstlenirken, diğer taraftan kentin geleceğini belirleyen planlama ve yapılaşma kararlarının başka bir kurum tarafından verilmesi hem yönetim açısından hem de şehircilik ilkeleri açısından doğru değildir.
Bu durum yalnızca bir yetki karmaşası değildir; aynı zamanda geleceğin Batman'ını ilgilendiren önemli bir şehircilik sorunudur.
Hele ki Türkiye gibi deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede...
Deprem bize en acı şekilde gösterdi ki plansız kentleşme, kaçak yapılaşma ve denetimsiz binalar sadece şehir estetiğini bozmaz; insan hayatını tehdit eder. Bir binanın sağlamlığı kadar, o binanın nerede yapıldığı, hangi plana göre inşa edildiği, yol genişlikleri, toplanma alanları, altyapısı ve ulaşım bağlantıları da hayati önem taşır.
İmar, yalnızca ruhsat vermek değildir. İmar; geleceği planlamaktır. Afetlere dirençli şehirler kurmaktır. Çocuklarımızın yaşayacağı güvenli mahalleleri bugünden oluşturmaktır.
Bugün Karayün, Akça ve Binatlı'da yaşanacak plansız bir yapılaşmanın bedelini yarın tüm Batman ödeyecektir.
Üstelik bu yerleşim alanlarının gelecekte belediye sınırlarına katılması neredeyse kaçınılmazdır. O hâlde ileriki süreçte belediyeye devredilecek bölgelerin bugünden farklı bir kurum tarafından planlanması, ileride telafisi güç sorunlara yol açabilir. Yol güzergâhlarından sosyal donatı alanlarına, altyapı yatırımlarından yeşil alanlara kadar birçok konuda uyumsuzluk ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.
Doğru olan, hizmeti veren kurumun planlamayı da yapmasıdır.
Batman Belediyesi bugün bu bölgelerin yükünü taşıyorsa, imar yetkisini de kullanmalıdır. Çünkü hesap verecek olan da, vatandaşın ilk muhatabı olacak olan da belediyedir.
Bu nedenle başta Binatlı olmak üzere Karayün ve Akça köylerinin bir an önce Batman Belediyesi'nin idari sınırlarına dâhil edilmesi artık bir tercih değil, şehircilik açısından zorunluluktur.
Batman durmadan büyüyor.
Ancak büyüyen sadece yolları ve binaları olmamalı; planlama anlayışı da büyümeli.
Çünkü plansız büyüyen şehirler, gelecekte sorun üretir.
Planlı büyüyen şehirler ise gelecek inşa eder.
Bu nedenle hiç zaman kaybetmeden üç köyün imar yetkisi belediyeye verilmelidir.