Meslek odaları, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan sivil toplum anlayışının önemli temsilcileridir. Anayasa'nın 135. maddesi gereğince kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak faaliyet gösterirler. Devletten bağımsız ve özerk bir yapıya sahip olmalarına rağmen, kamu hizmeti yürüttükleri için resmî belge düzenleme ve zorunlu üyelik gibi kamusal yetkileri de kullanırlar.
Avukatlar, doktorlar, mühendisler, mimarlar, ziraat mühendisleri ve birçok meslek grubunun faaliyetlerini sürdürebilmeleri için ilgili meslek odalarına kayıt yaptırmaları zorunludur. Özellikle serbest çalışan meslek mensupları açısından oda kaydı, mesleği icra edebilmenin ön şartlarından biridir.
Bugün birçok oda üyesinin dile getirdiği ortak şikâyetler var. Odaya kayıt olurken giriş aidatı ödeniyor. Ardından kimlik kartı ücreti, aylık ya da yıllık aidatlar, belge ücretleri derken üyelik sürekli bir mali yük hâline geliyor. Aidatlar zamanında ödenmediğinde ise gecikme faizi işletiliyor.
Asıl tartışma ise üyelikten ayrılmak isteyenlerin yaşadığı süreçte başlıyor.
Bazı odalarda üyelikten ayrılabilmek için kimlik kartının teslim edilmesi, kayıp hâlinde gazete zayi ilanı sunulması, tüm aidat borçlarının ve faizlerinin ödenmesi, ardından da istifa dilekçesinin verilmesi isteniyor. Borç tamamen kapanmadan istifa işlemi gerçekleştirilmiyor. Üyelik devam ettiği sürece de yeni aidatlar işlemeye devam ediyor.
Hukuken alacakların tahsili ayrı bir süreçtir. Ancak bir kişinin üyelikten ayrılma hakkının fiilen borca bağlı hâle gelmesi, demokratik temsil ve örgütlenme anlayışı açısından tartışılması gereken bir durumdur.
İstifa etmek demokratik bir haktır.
Bir üyenin borcu varsa bunun tahsili elbette hukuki yollarla yapılabilir. Ancak üyelikten ayrılma hakkının engellenmesi, birçok üyede "adeta rehin tutuluyorum" duygusuna neden olmaktadır. Meslek odalarının bu algıyı ortadan kaldıracak çözümler üretmesi gerekir.
Bir ziraat mühendisi yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
"Odaya kayıt olduğum günden beri bana mesleki anlamda somut bir katkı sağlandığını düşünmüyorum. Sadece aidat ödeyen bir üye gibi görüldüm. Ekonomik sıkıntılar yaşadığım dönemde aidatlarımı ödeyemedim. Daha sonra ayrılmak istediğimde faizleriyle birlikte yaklaşık 10 bin lira borcum olduğu ve bu borcu ödemeden istifamın kabul edilmeyeceği söylendi."
Bu örnek yalnızca bir kişinin yaşadığı deneyim olabilir. Ancak benzer şikâyetlerin farklı meslek odalarından da dile getiriliyor olması, konunun daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesini gerekli kılıyor.
Meslek odalarının temel görevleri sadece aidat toplayan kurumlar mı olmak, yoksa üyelerinin haklarını koruyan, mesleki gelişimlerini destekleyen ve onların özgürlüklerini savunan güçlü kuruluşlar mı?
Elbette meslek odalarının varlık nedeni yalnızca aidat toplamak değildir.
Asıl görevleri; üyelerinin mesleki haklarını korumak, istihdam olanaklarını artırmak, eğitim ve gelişimlerine katkı sunmak, ekonomik ve sosyal sorunlarında onların yanında olmaktır. Gerektiğinde üyelerinin sesi olmak, özgürlüklerini savunmak ve mesleğin saygınlığını yükseltmektir.
Bir oda, üyelerine kendisini benimsetemiyorsa, üyeler ayrılmak için ilk fırsatı kolluyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca üyeler değildir. Kurumlar da kendi işleyişlerini gözden geçirmek zorundadır.
Meslek odaları elbette ekonomik olarak da güçlü olmalıdır. Ancak güçlerini üyelerden topladığı paralara endekslemesi doğru değildir. Gücünü daha çok aidiyet duygusu ve üyelerinin gönüllü desteğinden almalıdır.
Buradan soruyorum: Meslek odaları üyelerine gerçekten ne kazandırıyor?
Kentlerin gelişiminde, meslek politikalarının oluşturulmasında, genç meslek mensuplarının istihdamında, ekonomik ve sosyal sorunların çözümünde ne kadar etkin rol üstleniyorlar?
Sadece aidat tahsil etmek, belge düzenlemek ve üyelik işlemlerini yürütmekten mi ibaret hâle geldiler?
Meslek odaları, üyelerinin sırtında bir yük değil, yanında duran güçlü bir dayanışma kurumu olmalıdır.
Çünkü güçlü odalar, üyelerini kendilerine zorunlu olarak bağlı tutan değil; üyelerinin güvenini ve desteğini kazanarak ayakta duran güçlü kurumlardır.