Kendimi bildim bileli siyasete mesafeli biriyim.
Siyaset denildiğinde aklıma çoğu zaman ayak oyunları, çıkar hesapları ve bitmeyen güç mücadeleleri geliyor.
Elbette her vatandaş gibi benim de siyasi görüşüm var.
Ancak hiçbir zaman bir partinin fanatik taraftarı olmadım.
Bugüne kadar yaşadığım her seçimde oy kullandım.
Fakat düşüncelerimle hiçbir zaman örtüşmeyen Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) oy vermedim.
Ne Kemal Kılıçdaroğlu döneminde ne de bugün Özgür Özel'in genel başkanlığındaki CHP'ye oy, hele hele bu hâliyle, asla vermeyi düşünmem.
Bu nedenle CHP içinde uzun süredir devam eden ayrışmalar, genel merkez ile teşkilatlar arasındaki gerilimler ve parti içi mücadeleler, Türkiye demokrasisi adına üzülsem de, CHP'de yaşananlar hakkında bugüne kadar yazı yazmadım.
Ancak Batman CHP İl Başkanlığı'nda son günlerde yaşananlardan sonra bir değerlendirme yapmak farz oldu.
CHP'de mutlak butlan kararının ardından genel merkezde olduğu gibi Batman'da da hareketli günler yaşanıyor.
CHP Genel Merkezi tarafından Yılmaz Özkanat'ın Batman İl Başkanlığı görevine atanmasının ardından görevden alınan il yönetimi, bu kararı tanımayacaklarını açıkladı. Birkaç gün sonra ise yeni atanan il başkanı devir teslim için parti binasına geldi.
İddialara göre parti binasında tahribat vardı ve duvarlara Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik hakaret içeren yazılar yazılmıştı.
Eğer gerçekten böyle bir olay yaşandıysa, bunu yapanlar sebebi ne olursa olsun elbette doğru yapmamışlardır. Ancak bunu fırsata çevirerek Batman'ın bu görüntülerle ülke gündemine taşınması ve yaşananların siyasi malzeme hâline getirilmesi de CHP'ye fayda değil, zarar verir.
Bir parti binasına zarar vermek ne kadar yanlışsa, seçim yapılmadan, yalnızca genel merkezin tercihine uymadıkları gerekçesiyle seçilmiş il yönetimlerinin görevden alınması da demokratik açıdan ciddi tartışmaları beraberinde getirir.
CHP Batman İl Başkanı Adnan Yaşar'ın görevden alınmasının ardından yaşanan tartışmaların temelinde de bu rahatsızlığın bulunduğu görülüyor. İddialara göre, Adnan Yaşar'ın ağabeyi, PM üyesi Hüseyin Yaşar'ın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcılığı teklifini kabul etmeyerek Özgür Özel'in yanında yer alması, yaşanan sürecin önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Yaşar ailesi, yaklaşık 20 yıl boyunca Batman'da CHP'nin en zor dönemlerinde parti teşkilatını ayakta tutan isimlerden biri oldu. Batman'da CHP'nin oy oranını 2.800'lerden alıp son seçimde 28 bin 50 oya çıkardılar.
Dahası, bugün il başkanlığı görevine atanan Yılmaz Özkanat'ın da geçmişte CHP üst kurul delegesi olmasında Hüseyin Yaşar sayesinde olduğu biliniyor.
Bütün bunlar ortadayken görevden alınan yönetimi toptan suçlamak ya da kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaya çalışmak, yeni yönetime de partiye de bir katkı sağlamaz.
CHP'ye bugüne kadar hiç oy vermemiş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Türkiye'de hâlâ genel başkanına rakip çıkılabilen, il başkanlarının seçimle belirlenebildiği ve parti içinde farklı görüşlerin zaman zaman yarışabildiği ender partilerden biri CHP'dir. İktidar partisi başta olmak üzere diğer siyasi partilere bakıldığında, mevcut genel başkana karşı açık şekilde aday olabilmenin imkânsız olduğu ortadadır.
Eksikleriyle birlikte CHP'de, şu an hariç, yıllardır parti içi demokrasinin belirli ölçüde işlediği söylenebilir.
Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'in yarıştığı kurultayda da birkaç istisna dışında delegelerin baskıyla ya da para karşılığı oy kullandığı iddiasına CHP tabanının önemli bir bölümünün inanmadığı görülüyor. Bu iddialara daha çok Kılıçdaroğlu çevresindeki bazı isimlerin sahip çıktığı gözleniyor.
Bugün gelinen noktada CHP, içeride yaşanan güç mücadeleleri nedeniyle ciddi bir bölünmüşlük görüntüsü veriyor. Bu tablonun kime yaradığı ise üzerinde düşünülmesi gereken asıl sorudur.
CHP'nin bu hâle getirilmesinin ana nedeni, partiyi bölmek, kutuplaştırmak ve yönetmektir. Asıl tehlike ise bu oyunun parçası hâline gelenlerin, buna istemeden de olsa hizmet ettiklerini fark edememeleridir.